Jandarma tarafından çetesiyle birlikte Cudi dağında yakalanan eşkıya Baran, otuz beş yıl hapis yattıktan sonra tahliye edilir. Memleketine döndüğünde köyünün baraj suları altında kalmış olduğuna görür. Orada çete üyesi Berfo’nun kendisine ihanet ettiğini öğrenir. Hapse girmesine sebep olmuş olan eski dostu, bunun üstüne bir de Baran’ın altınlarını çalıp, sevdiği kız Keje’yi de babasından satın alarak, İstanbul’a göç etmiştir. Evsiz ve kimsesiz kalan Baran, intikamını almak için Berfo’yu bulmaya karar verir. İstanbul’a vardığında, Beyoğlu kabadayılarından Cumali’yle tanışır ve genç adamı kanatları altına alır. Cumali de büyük şehir hayatını bilmeyen Baran’a sevdiği kadını bulması için rehberlik eder. Yönetmen Yavuz Turgul, Eşkıya’dan bir önceki filmi Gölge Oyunu’nu 1986’da çekmiş ve on yıl sonra yenilikçi bir sinema anlayışı ile beyaz perdeye geri dönüş yapmıştır. Öncelikle film, Türk sinemasına modern özel efektleri getirmiştir. Çatışma sahnelerinde, Yeşilçam’dan beri kullanılmakta olan demode ses efektleri yerine çağdaş silah ses teknolojileri kullanılmıştır. Yüksek prodüksiyon değerleri dışında, popülist hikâye anlatcılığı kullanarak, sanat sineması filmlerine bir alternatif getirmiştir.